Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Meme Dikleştirme Hakkında

Op. Dr. Tamer Şakrak > Blog > Meme Dikleştirme Hakkında

Göğüsün estetik görünümü bayanlar için güzellik algısı yönünden önemli bir kriter olmakla beraber, yumuşaklık ve deformasyon da bayanlar için önemlidir. Memenin sarkması sorunu sonucunda hastada var olan tıbbi sorunların çözümlenmesine meme dikleştirme denilmektedir. Son yıllarda ise meme sarkması nedeniyle estetik görünümlerinden rahatsız olan hasta sayısı giderek artmaktadır. İşte bu talebe bağlı olarak konu hakkında merak edilen sorular sık olarak gündeme gelmektedir.

Meme dikleştirme

Göğüs dokusu normalde süt ve yağ bezlerinin hâkim olduğu bir dokudur. Bunun yanında anatomik duruşu bakımından kaslar tarafından da desteklenmiştir. Bazı bireylerde göğüsün kendi dokusu yerinde olduğu halde kaslardaki zayıflık nedeniyle meme sarkması görülebilmektedir. Kaslardaki zayıflıktan ötürü yerçekimi doğrultusunda eğilim gösteren meme sarkması olguları sık kilo alıp vermede kaybedilen dokular, doğum ve emzirme döneminde göğüslerin büyümesi ve bunların doğrultusunda yanlış sutyen kullanımı nedeniyle yaşanan vücutsal değişim sonucunda oluşabilir. Normalde yerçekimine karşı vücudumuzda direnç oluşturan aslında sadece toplardamarlar değildir. Nitekim venlerde yerçekimine yenilme durumunda varis dediğimiz sağlık sorunlarını oluşturmaktadır. Meme sarkması da yaşın ilerlemesiyle beraber vücutta kaybedilen hücrelerin kaslarda oluşması ve doğal olarak da ven gibi yerçekimi etkisine maruz kalan organlardaki gibi aşağıya doğru yönelmeyle sonuçlanmaktadır. Yaşla beraber meme sarkmasına neden olan etken olarak göğüslerin büyüklüğü düşünülmelidir. Meme başının meme altı katlantı çizgisinin altına inmesine meme sarkması denilmektedir ve estetik açıdan düzeltilebilmesi için meme dikleştirme operasyonu ile düzeltilir. Meme dikleştirme ameliyatı dışında başka hiçbir seçeneğin olup olmadığıysa estetik cerrahların yönlendirmesiyle ortaya çıkmaktadır. Normalde meme dikleştirme ameliyatı öncesinde fiziksel muayenede meme başının yeri ve meme bezi miktarı yönünden hasta ayakta durur vaziyetteyken değerlendirme ile yapılır. Meme dikleştirme seçeneğinde hafif, orta ve ileri derecede sarkma durumlarına göre tıbbi yöntem belirlenir. Buna göre hafif vakalarda silikon meme implantıyla meme dik konuma getirilirken, ileri derecede olan vakalardaysa meme bezi miktarı doğrultusunda takviyeler yapıldıktan sonra sarkma sorununa yani kaslara müdahale edilmektedir.

Meme dikleştirme ameliyatı nasıl yapılır?

Ortalama 2-4 saat arasında değişebilen bir operasyon olan meme dikleştirme ameliyatları anestezi altında yapılan bir işlem olup, plastik ve estetik cerrahlar tarafından yapılmaktadır. Meme dikleştirme ameliyatlarında sarkmaya neden olan faktörlere yönelik tıbbi müdahale yapılmaktadır. Meme bezi çok olan hastalar meme bezi az olan hastalar ve meme bezi normal olan hastalara faklı tıbbi girişimler uygulanır. Meme bezi çok olan hastalarda meme küçültme operasyonu uygulandıktan sonra sarkmanın görüldüğü derideki bolluk çıkartılarak meme dikleştirilir. Meme bezi yetersiz olan hastalaraysa silikon implantlar kullanılarak memenin dik pozisyona getirilmesi amaçlanır. Meme içeriği normal fakat sarkma olan hastalarda ise silikonla cerrahi müdahalenin yapıldığı görülür. Uygulanan cerrahi işlem sonrasındaysa hastalara uygulanan cerrahi tipine göre memede kalacak izler ve yerleri değişebilir. Meme küçültme işlemi ardından sarkan dokunun toparlanması için yapılan meme dikleştirme operasyonu sonrasında I,L ve T şeklinde ameliyat izleri kalabilmektedir. Bu izlerden meme baş bölgesinde bulunan iz, deri üzerindeki renk geçişi nedeniyle fark edilmezken, meme başından aşağıya doğru uzanan izse ortalama 1 yılda fark edilmez hale gelir. Meme altındaysa sadece önden bakıldığında operasyon fark edilebilir. Protez dikleştirme operasyonlarında memenin altında 3,5 cm’lik ufak bir iz kaldığı bilinmelidir. Meme dikleştirme ameliyatı için kalıcılık durumu hakkındaysa bireylerin hamilelik geçirme ihtimalleri belirleyicidir. Hamilelik durumunda tekrar sarkma olabilir. Yine hastanın kilo değişimlerine dikkat etmemesi buna sebep olabilir.